Cinsellik, bir ilişkinin konuşulması en zor konularından biri olabiliyor. İnsanlar yıllarca aynı hayatı paylaşabiliyor, aynı evde yaşayabiliyor ama konu cinselliğe geldiğinde ne istediğini, neyi istemediğini ya da neyin değişmesini beklediğini açıkça söylemekte zorlanabiliyor.
Danışanlarımdan sık duyduğum cümlelerden biri şu: “Söylersem yanlış anlar mı?”
Aslında tam da burada önemli bir noktayı kaçırıyoruz. Partnerimizin bizi anlamasını bekliyoruz ama çoğu zaman ona kendimizi anlatmıyoruz. Karşımızdaki insanın ne hissettiğimizi, neye ihtiyaç duyduğumuzu kendiliğinden bilmesini beklemek gerçekçi değil.
Peki bu konuşmaya nasıl başlanmalı?
Öncelikle böyle bir konuşmayı tartışmanın hemen ardından yapmak doğru bir zamanlama olmayabilir. Sakin olduğunuz, birbirinize zaman ayırabildiğiniz bir anı seçmek daha sağlıklı olur. Konuşurken suçlayıcı cümlelerden de uzak durmak gerekir. “Sen zaten hiç…” diye başlayan bir cümle, karşı tarafı daha ilk anda savunmaya geçirebilir.
Bunun yerine kendi duygunuzdan söz edin. “Seninle bu konuda daha rahat konuşabilmek istiyorum” ya da “Aramızdaki yakınlığın benim için önemli olduğunu bilmeni istiyorum” gibi ifadeler iletişimin kapısını daha kolay açabilir.
Bir başka önemli konu da dinlemek. Cinsellik hakkında konuşmak yalnızca kendi beklentilerimizi anlatmak değildir. Partnerimizin isteklerini, sınırlarını, kaygılarını ve rahatsız olduğu noktaları da yargılamadan dinleyebilmek gerekir. Çünkü bazen bizim için küçük görünen bir mesele, karşımızdaki insan için oldukça önemli olabilir.
Her konuda aynı düşünmek zorunda değilsiniz. Buradaki amaç kimin haklı olduğunu bulmak değil, birbirinizi daha iyi tanımaktır.
Unutmayın, iyi bir cinsel iletişim yatak odasında başlamaz. Günlük hayatta birbirini dinleyen, sınırlarına saygı gösteren ve duygularını açıkça ifade edebilen çiftlerin cinsellik hakkında konuşması da zamanla daha kolay hale gelir.