Cinsellik söz konusu olduğunda çoğu zaman duygulardan, iletişimden ve uyumdan bahsediyoruz.
Ancak daha gündelik görünen bir konu var: kişisel bakım. Üstelik çiftlerin birbirlerine söylemekte en fazla zorlandıkları meselelerden biri de bu.
Özellikle koku konusu küçümsenmemeli. Çünkü cinsel yakınlıkta mesafe neredeyse ortadan kalkar. Gün içinde fark edilmeyen bir ter kokusu, ağız kokusu veya genital bölgedeki belirgin bir koku, yakınlaşma sırasında çok daha fazla hissedilebilir. Partner bunu söylemeye çekinebilir. Söylemediğinde ise yakınlaşmaktan kaçınmaya başlayabilir. Diğer taraf da bu uzaklaşmayı “Beni artık çekici bulmuyor” şeklinde yorumlayabilir.
Kadının kişisel bakımına özen göstermesi öncelikle kendi bedeniyle rahat hissetmesi açısından önemlidir. Duş almak, temiz iç çamaşırı kullanmak, ağız ve diş bakımına dikkat etmek gibi basit alışkanlıklar cinsel yakınlık sırasında kişinin kendisini daha rahat hissetmesine katkı sağlayabilir.
Kıl ve tüy konusu ise biraz farklı. Burada herkese uygulanabilecek tek bir doğru yok. Kimi kadın tamamen temizlenmiş hissettiğinde kendisini daha rahat hissederken kimi kadın doğal görünümü tercih edebilir. Partnerlerin beklentileri de birbirinden farklı olabilir. Önemli olan kişinin kendi bedenine ilişkin tercihinin baskıya dönüşmemesi ve temel hijyenin ihmal edilmemesidir. Kıl bulunması tek başına “bakımsızlık” anlamına gelmez.
Bir noktaya özellikle dikkat etmek gerekir. Genital bölgede alışılmışın dışında, yoğun veya rahatsız edici bir koku varsa bunu yalnızca temizlik sorunu olarak değerlendirmemek gerekir. Bazı durumlarda sağlıkla ilgili bir neden söz konusu olabilir ve değerlendirme için kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmak gerekebilir.
Cinsel çekim yalnızca güzel görünmekten ibaret değildir. Bazen temiz bir ten, hoş bir nefes ve kişinin kendi bedeninde rahat olması, pahalı bir parfümden çok daha etkili olabilir.