Menopoz denildiğinde çoğu kadının aklına sıcak basması, terleme, uyku sorunları ya da adet döneminin sona ermesi geliyor.

Oysa bu süreç cinsel yaşamda da bazı değişikliklere neden olabiliyor. Üstelik kadınlar bu değişimleri yaşasalar bile çoğu zaman konuşmamayı tercih ediyor.

Danışanlarımdan zaman zaman şu soruyu duyuyorum: “Menopoza girdim, artık cinsel isteğimin azalması normal mi?”

Menopoz döneminde hormon seviyelerindeki değişimler cinsel isteği etkileyebilir. Vajinal kuruluk ve hassasiyet görülebilir, cinsel yakınlık sırasında rahatsızlık hissedilebilir. Uyku problemleri, yorgunluk, stres ve kişinin bedenindeki değişimlere nasıl baktığı da cinsel yaşam üzerinde etkili olabilir.

Ancak burada önemli bir ayrım var. Menopoz, cinsel yaşamın bittiği anlamına gelmez.

Her kadın bu dönemi aynı şekilde yaşamaz. Bazı kadınlarda cinsel istekte azalma görülürken bazı kadınlarda belirgin bir değişiklik olmayabilir. Hatta gebelik kaygısının ortadan kalkması ve çocukların büyümesiyle birlikte kendisine ve partnerine daha fazla zaman ayırabilen kadınlar için bu dönem farklı bir yakınlık sürecine de dönüşebilir.

Bence asıl sorunlardan biri, yaşanan değişiklikların konuşulmaması. Kadın bazen yaşadığı rahatsızlığı partnerine anlatmıyor. Partner ise bu uzaklaşmayı kendisiyle ilgili bir durum olarak değerlendirebiliyor. Böylece fiziksel bir değişiklik zamanla çift arasında iletişim sorununa dönüşebiliyor.

Bu nedenle partnerle açıkça konuşmak önemli. “Senden uzaklaşmıyorum, bedenimde bazı değişiklikler yaşıyorum” diyebilmek bile birçok yanlış anlaşılmanın önüne geçebilir.

Kuruluk, ağrı veya başka fiziksel yakınmalar varsa bunları menopozun kaçınılmaz bir parçası olarak kabul edip sessizce yaşamak yerine kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmak gerekir. Cinsel istekteki değişimler ve çift arasındaki iletişim sorunları için de gerektiğinde profesyonel destek alınabilir.

Menopoz bir son değil, kadın bedeninin yeni bir dönemidir. Cinsel yaşam da bu yeni döneme göre yeniden şekillenebilir.