Cinsel yaşamla ilgili bir sorun yaşandığında insanların aklına gelen ilk sorulardan biri şu oluyor: “Ben şimdi hangi uzmana gitmeliyim?”
Aslında bu karışıklık oldukça anlaşılır. Çünkü cinsel sorunların bazılarının altında bedensel nedenler bulunurken bazılarında psikolojik, ilişkisel veya duygusal etkenler ön plana çıkabiliyor. Hatta kimi zaman ikisi bir arada olabiliyor.
Özellikle kadınlarda cinsel ilişki sırasında ağrı, yanma, kanama, vajinal kuruluk, tekrarlayan enfeksiyonlar, genital bölgede kaşıntı veya fiziksel bir değişiklik varsa öncelikle bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmak gerekir. Adet düzensizlikleri, menopoz döneminde ortaya çıkan değişimler ve hormonal sorunlardan şüphelenilen durumlarda da tıbbi değerlendirme önemlidir.
Peki cinsel terapiste ne zaman başvurulmalı?
Cinsel isteksizlik, uyarılma veya orgazmla ilgili güçlükler, cinselliğe karşı yoğun kaygı, korku ve kaçınma davranışları ya da çiftlerin cinsel yaşamlarında sürekli tekrar eden iletişim sorunları varsa cinsel terapi gündeme gelebilir. Vajinismus olarak bilinen, penetrasyonun gerçekleşememesi veya ciddi biçimde güçleşmesi durumunda da uygun tıbbi değerlendirmeyle birlikte cinsel terapi önemli bir destek alanıdır.
Burada özellikle altını çizmek istediğim bir nokta var: Jinekolog ve cinsel terapist birbirinin alternatifi değildir.
Bazen danışan önce jinekoloğa gider ve yapılan muayenelerde fiziksel bir neden bulunmaz. Bazen de terapi sürecinde kişinin tıbbi açıdan değerlendirilmesi gerektiği görülür. Böyle durumlarda iki alanın birlikte ilerlemesi gerekebilir.
“Bu sorun bedensel mi, psikolojik mi?” diye kendi kendinize kesin bir cevap bulmaya çalışmayın. Çünkü cinsel sağlık, beden ve ruh sağlığından ayrı düşünülemez.
Doğru uzmana başvurmak, sorunun adını koymak kadar önemlidir. Gerektiğinde farklı uzmanlık alanlarının birlikte çalışması, kişinin ve çiftin ihtiyaçlarının daha kapsamlı değerlendirilmesini sağlar.