Eskişehir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu tarafından şu yazılı açıklama yapıldı;
"Birlikte nefes almamız, aynı göğün altında yaşamı paylaşmamız gerekirken; insan türünün inşa ettiği bencil düzen, diğer canlılar için sistematik bir sömürü, esaret ve yok oluş mekanizmasına dönüştü.
Betonlaşan kentlerle, maden sahalarıyla ve yok edilen ormanlarla yaşam alanları ellerinden alınan, yolları parçalanan yaban hayvanları doğrudan insanın namlusuna ya da araçların önüne itiliyor. Doğal alanları işgal edildiği için şehirlerin çeperinde veya kırsalda insanla teması artan canlar, “istilacı” ya da “tehdit” yaftası vurularak doğrudan hedef alınıyor, sürgün ediliyor ve öldürülüyor. Oysa onlar değil, biz onların yaşam alanlarını gaspediyoruz.
Kanatlarına plastikler dolanan göçmen kuşlar, kürkleri ya da etleri uğruna demir parmaklıklar ardında ömrü tüketilen canlılar, alevlerin ortasında feryat eden orman sakinleri, hayalet ağlara kurban giden deniz canlıları, eriyen buzullarda açlığa terk edilen kutup ayıları, sırtındaki yükün altında ezilen emekçi hayvanlar, endüstriyel mezbahaların soğuk demirlerine kıstırılanlar ve yaşam alanları kurutulup beton yığınlarının kıyısında ölüme bırakılan sokak hayvanları...
Tüm bu acı tablolar münferit birer olay değil; türcülüğün, ekolojik talanın ve doğaya karşı yürütülen tek taraflı bir savaşın sonucudur.
Hayvan hakları bir lütuf, merhamet göstergesi değildir. Yaşam hakkı; yaban hayatından sokaklara, denizlerden gökyüzüne kadar nefes alan her varlık için kutsal, devredilemez ve tartışmaya kapalıdır.
Eskişehir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu olarak; alanları gasp edilen, kafeslenen, sömürülen, mezbahalarda ve sokaklarda yaşam hakkı elinden alınan her canlının sesi ve hukuki güvencesi olmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Adalet sadece insana değil, nefes alan tüm türlere borcumuzdur.
Unutulmamalıdır ki; insan olmak yalnızca bir tür tanımından ibarettir, asıl nadir ve kıymetli olan ise diğer canlıların var olma hakkına saygı duyan bir insanlık sergileyebilmektir."





