ESKİŞEHİR HABER

Eskişehir Bilecik Tabip Odası: "Toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadelemizi sürdüreceğiz"

Eskişehir Bilecik Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Nesrin Küçük, 8 Mart kapsamında kadın hekimlerin yaşadığı sorunlara ilişkin açıklama yaptı.

Abone Ol

Eskişehir Bilecik Tabip Odası Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Dr. Nesrin Küçük şu ifadeleri kullandı;

"Dün, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü. Kadın hekimler olarak, hem toplumda hem sağlık sisteminde yaşadığımız toplumsal cinsiyet eşitsizliklerine karşı sesimizi yükseltmek ve eşitlik temelinde bir sağlık sistemi kurmak adına bir aradayız.

Geçtiğimiz yıl, erkek egemen sistemin baskısını artırdığı, ama kadınların her alanda direndiği, mücadele ettiği bir yıl oldu.

“Aile Yılı” ilan edilen 2025 yılında kadınlar, bir yandan ev içi emek sorumluluğunu daha fazla yüklenirken, diğer yandan derinleşen yoksulluk nedeniyle ev dışında da kayıt dışı veya esnek işlerde çalışmak zorunda kaldılar. Güvencesiz çalışma koşulları nedeniyle artan sağlık sorunlarıyla baş etmek zorunda kalan kadınlar, kimi zaman Dilovası’nda olduğu gibi iş cinayetleriyle hayatlarını kaybettiler. Kadınların ekonomik ve medeni hakları olan nafaka, tazminat ve miras hakları yargı paketleriyle tehdit edildi. Kadınlar, kimi zaman da bedenleri, medeni durumları ve düşünceleri nedeniyle iş yerlerinde tacize, ayrımcılığa, kötü muameleye maruz kaldılar, hatta işlerinden edildiler.

Kadın hekimler haklarımızı ve yaşamı savunmaya devam ederken görevden alındılar, soruşturmalara maruz kaldılar, yetmedi, adli yargılama ile, tıpkı yakın zamanda Türk Tabipleri Birliği Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu’nun önceki dönem yürütme kurulu üyesi Dr. Ayşe Uğurlu gibi, cezalandırılmaya çalışıldılar. Meslektaşlarımızın görevine iade edilmesi talebini yineliyoruz. İş yerinde kötü muameleye uğrayan hiçbir kadın arkadaşımız yalnız değildir. Kadınların güvencesiz çalıştırılmasına ve emeklerinin değersizleştirilmesine her zaman karşı çıktık, çıkmaya da devam edeceğiz.

Bu yıl yine kadınların bedenleri nesneleştirilirken, doğurmaya teşvik edilirken, doğum şekillerinden kıyafetlerine kadar özerk alanları kamusal tartışma malzemesi haline getirilirken kadın sağlığını koruma yönünde herhangi bir adım atılmadı. Gebelikten korunma yöntemlerine erişim güçleşti, kürtaj hakkı fiilen kullanılamaz hale geldi, menopoz ilaçları satın alınamaz oldu. Rahim ağzı kanserine karşı en etkili yöntemlerden biri olan HPV aşısının aşı programına alınacağı yönündeki sözler yine tutulmadı. Hastanelerde kadın hastalara kıyafetleri nedeniyle ayrımcılık yapıldı, evli olmayan kadınlar çeşitli tetkik ve muayenelerden mahrum bırakılarak sağlıkları riske atıldı. Kadın bedeni üzerinde kurulmak istenen iktidar, bu yıl da bitmek bilmeyen bir müdahale alanı yaratmaya devam etti.

Bu yıl, LGBTI+ bireylerin başta yaşam hakkı olmak üzere ifade, sağlık ve eşit yurttaşlık hakları da tehdit altındaydı. Erkek egemen sistem tarafından her yeni yargı paketinde LGBTI+ bireylerin hedef gösterildiğini, kimliklerinin kriminalize edildiğini gördük. Transseksüel bireylerin hormon tedavilerine ve uyum süreçlerine erişimi daha da zorlaştı, sağlık hizmeti almaya çalışırken ayrımcılık, şiddet ve engellerle mücadele etmek zorunda kaldılar.

Ve belki de bu yıl en çok, şiddeti yaşadık. İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması ve 6284 sayılı kanunun etkin şekilde uygulanmaması nedeni ile giderek artan fiziksel ve cinsel şiddet, hastanede kocası tarafından vurulan kadın sekreterden çalıştığı okulda öldürülen kadın öğretmene, yıllarca uğradığı istismarın görmezden gelinmesi sonucu hayatını kaybeden anne kızdan Meclis Binası’nda çalışırken taciz edilen MESEM’li kız çocuklarına kadar her yerde idi. Erkek egemen şiddet, dünyanın pek çok coğrafyasında savaşlarla da ortaya çıktı. Filistin’de, Suriye’de, İran’da kadınlar ve LGBTI+ bireyler savaşların en ağır sonuçlarını yaşadı. Buna rağmen milyonlarca kadın ve LGBTI+ birey dünyanın dört bir yanında “Savaşa Hayır, Barış Hemen Şimdi” diye haykırdı. Çünkü biz kadınlar ve kadın hekimler, toplumsal cinsiyet eşitliği olmadan toplumsal barışın, barış olmadan da herkes için sağlığın söz konusu olamayacağını biliyoruz.

Bu yıl da ataerkil sistem bedenimiz, hayatımız ve haklarımız üzerinde hükmetmeye çalıştı, söz söyledi, hak iddia etti. Ama biz kadınlar ve kadın hekimler olarak, her yıl olduğu gibi bu yıl da haklarımız için, özgürlüğümüz için, barış için, eşitlik için mücadele ettik, mücadele etmeye de devam edeceğiz.

Eşit, ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir, kamusal sağlık hizmeti için. Kadınların sağlıklı koşullarda çalışması ve emeklerinin karşılığını alması için. Gebelikten korunma yöntemleri ve kürtaj hakkı için. HPV aşısı için. LGBTI+ bireylerin sağlığı için. İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmesi ve 6284 sayılı kanunun etkin uygulanması için. Sağlığın tüm alanlarında toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadelemizi sürdüreceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki kadınlar için başka bir sağlık sistemi mümkün, başka bir yaşam mümkün. Emeğimiz de, bedenimiz de, sözümüz de bizim."