Ankara'dan Eskişehir'e gelen Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi Haydar Yıldız şu ifadeleri kullandı;
"Ankara'nın havasını soluyan bir öğretmen arkadaşınız olarak ya da sade bir vatandaş olarak Ankara'nın normal olan o durumunu size biraz kısaca anlatmak istiyorum.
9 gündür arkadaşlarımız açlık grevinde. Çok açık, çok net, çok anlaşılır talepleri var. Sadece ve sadece özlük haklarımızın tanınması. Biz kimseye herhangi bir şey dilemiyoruz. Biz kimseye istemediğimiz hakkımız olmayan bir şeyi, biz iddia talebinde böyle bir şeyimiz de yok. Biz sadece kanunların ve anayasanın bize vermiş olduğu hakların tanınmasını ve yerine getirilmesini istiyoruz.
Bu anlamda Ankara'da günlerdir çocuklarımızın geleceği için, evlatlarımızın geleceği için ve biz öğretmen, biz kendimiz de birer emekçi olarak sadece ve sadece özel kurumlarda, kolejlerde, etüt merkezlerinde ve diğer sahalarda sadece biz emeğimizin karşılığını almak istiyoruz.
Sermayeye değil, öğretmenlere bütçe. Genel başkanımız sayın Eren Edebali'nin bir kez söylediğini ben de buradan, basın aracılığıyla sizlere tekrar söylemek istiyorum. Bunu da bir onur, bir gurur olarak tekrar etmekten mutluluk duyuyoruz ve herkesin bilmesini istiyoruz. Eren başkanımız, çocuklarımızın geleceği, öğretmen arkadaşlarımızın yarını ve emeğimizin sömürülmemesi için gerekirse bedenimizi ölüme yatıracağımızı söyledi. Açlık grevinde kararlıyız ve bu irademizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Buradan Ankara'daki kadın yoldaşlarımıza, öğretmen arkadaşlarımıza ve sendika temsilcilerine Eskişehir'den kocaman selamlar gönderiyoruz. Öğretmenler olarak, haklı olan bu mücadelemizi sonuna kadar devam ettireceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.
Bizler açık, net ve anlaşılır bir taleple buradayız. Hiçbir lüks istemiyoruz, sadece insanca bir hayat yaşamak istiyoruz. Durumun daha iyi anlaşılması için Ankara'dan bir örnek vermek istiyorum. İsmini vermek istemediğim bir kurum, haftanın 4 günü çalışma karşılığında bana ne kadar ücret teklif etti biliyor musunuz. Şu an yaşadığım bu haksızlıktan dolayı ben değil, bana bu koşulları reva görenler utansın. Bu ülkenin hükümet yetkilileri ve özlük haklarımızı teslim etmeyenler utansın. Bana haftanın 4 günü için sadece 14000 lira teklif ettiler. Ben 2 otobüs değiştirerek oraya gideceğim, zamanımı ve emeğimi öğrencilerime harcayacağım ve bir öğretmen olarak hakkımı aradığımda karşıma çıkan rakam bu olacak. Ben utanmıyorum, onlar utansın.
Çok açık ve net söylüyoruz, bizim konforlu alanlarımız ya da güllük gülistanlık hayatlarımız yok. Bizler öğretmeniz ve bu ülkede sadece emeğimizin insanca karşılığını almak istiyoruz. Özlük haklarımızın tamamı tanınana kadar bu mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız. Buradan Sayın Yusuf Tekin'e, Sayın Ayşen Gürcan'a, emniyet mensuplarına ve tüm kamuoyuna sesleniyoruz. Öğretmen arkadaşlarımıza uygulanan baskıyı, şiddeti ve gözaltıları asla kabul etmiyoruz. Bizler, sendikadaki arkadaşlarımızın uğradığı şiddet görüntülerinin toplumda olumsuz bir hava yaratmaması için paylaşılmaması kararını alacak kadar ince düşünen insanlarız. Bu kadar hassas düşünen öğretmenleri asla yok sayamazsınız. Onların temel özlük haklarını vermek zorundasınız."