İYİ Parti Eskişehir İl Kadın ve Aile Politikalarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Leyla Çam şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye'nin en büyük nüfus sorunu, geleceğe duyulan güvenin azalmasıdır. Birleşmiş Milletler, Dünya Nüfus Günü'nde tüm ülkelere önemli bir çağrıda bulunmaktadır. Demografik değişimlerin yalnızca nüfusun artışı ya da azalışı üzerinden değil; insan onurunu, yaşam kalitesini, fırsat eşitliğini ve bireylerin geleceklerini özgürce planlayabilecekleri bir toplumsal düzen perspektifiyle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Bu çağrı, Türkiye açısından da son derece anlamlıdır.

Çünkü nüfus politikası yalnızca doğum sayılarını artırmaya yönelik teknik bir politika değildir. Nüfus politikası; ekonomi politikasıdır, sosyal devlet politikasıdır, eğitim politikasıdır, kadın politikasıdır, istihdam politikasıdır ve aynı zamanda bir kalkınma ve millî güvenlik politikasıdır.

İYİ Parti olarak biz de Dünya Nüfus Günü'nü sadece istatistiklerin konuşulduğu sembolik bir gün olarak değil; Türkiye'nin demografik geleceğini, aile yapısını ve sosyal devlet anlayışını yeniden değerlendirmek için önemli bir fırsat olarak görüyoruz.

Bugün Türkiye'nin en büyük nüfus sorunu, gençlerin çocuk istememesi değildir. Asıl sorun; gençlerin geleceğe güven duymadığı, aile kurmanın giderek zorlaştığı ve çocuk sahibi olmanın ekonomik bir kaygıya dönüştüğü bir düzenin ortaya çıkmış olmasıdır.

Bugün milyonlarca gencimiz evlense bile çocuk sahibi olmaktan korkuyor. İstese de evlenemiyor; işsiz kalmaktan, ev kiralayamamaktan, çocuğunu nitelikli eğitimle buluşturamamaktan, kreş bulamamaktan ve hayat pahalılığı karşısında ailesini geçindirememekten endişe ediyor.

İşte tam da bu nedenle Türkiye'nin demografik meselesi yalnızca nüfusun azalması değil, geleceğe duyulan güvenin azalmasıdır.

Türkiye'nin toplam doğurganlık hızı son yirmi yılda 2,38'den 1,42'ye kadar gerilemiştir. Bu oran, nüfusun kendini yenileyebilmesi için gerekli olan 2,10 seviyesinin oldukça altındadır. Bu tablo yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de sorunudur.

Çünkü bu rakam, yirmi yıl sonraki iş gücümüzü, otuz yıl sonraki sosyal güvenlik sistemimizi, üretim kapasitemizi ve ekonomik büyüme potansiyelimizi doğrudan etkilemektedir. Bunun yanında Türkiye hızla yaşlanmaktadır.

Önümüzdeki yıllarda yaşlı nüfus oranındaki artış ve çalışma çağındaki nüfusun azalması; sağlık sisteminden emeklilik sistemine, üretimden sosyal güvenliğe kadar birçok alanda yeni politikalar geliştirmeyi zorunlu kılmaktadır. Demografi, günü kurtaran yaklaşımlarla yönetilemeyecek kadar stratejik bir konudur.

Bugün aile kurmayı zorlaştıran şartlar değiştirilmeden doğurganlık hızındaki düşüşü tersine çevirmek mümkün değildir. Barınma sorunu çözülmeden, genç işsizliği azaltılmadan, gelir adaleti sağlanmadan, kadınların çalışma hayatı ile annelik sorumluluğu arasında sıkışmasına son verilmeden ve nitelikli bakım hizmetleri yaygınlaştırılmadan nüfus politikalarının başarılı olması beklenemez.

Son dönemde aileyi güçlendirmeye yönelik çeşitli kampanyalar yürütülmekte ve farklı temalar kamuoyuyla paylaşılmaktadır. Aileyi güçlendirmeye yönelik her samimi çabayı elbette önemsiyoruz. Ancak aileyi güçlendirmek; belirli bir yılı tema ilan etmekle değil, aileyi ayakta tutan ekonomik ve sosyal şartları güçlendirmekle mümkündür.

Aile; güvenle, adaletle, ekonomik istikrarla, erişilebilir konut politikalarıyla ve çalışan anne ile babayı destekleyen kreşler, bakım hizmetleri ve aile dostu çalışma hayatıyla güçlenir.

Devlet önce aileye güven vermelidir. Çünkü güvenin olmadığı yerde aile büyümez, umudun olmadığı yerde ise çocuk dünyaya gelmez.

İYİ Parti olarak nüfus politikasını yalnızca doğumu teşvik eden dar bir anlayışla ele almıyoruz.

Biz; gençlerin umutla aile kurabildiği, kadınların çalışma hayatından kopmadan annelik yapabildiği, her çocuğun kaliteli eğitim ve bakım hizmetlerine erişebildiği, yerel yönetimlerin aileyi destekleyen sosyal hizmetlerde daha etkin rol aldığı, yaşlı nüfusa yönelik bakım politikalarının bugünden planlandığı ve bütün bunların bilimsel veriler ışığında uzun vadeli bir nüfus stratejisiyle yönetildiği bir Türkiye hedefliyoruz.

Çünkü nüfus politikası, seçim dönemlerinin değil; devlet aklının konusudur.

Buradan siyasi iktidara açık ve samimi bir çağrıda bulunuyoruz. Nüfus meselesini günlük siyasi tartışmaların konusu olmaktan çıkarın. Bu mesele, iktidarın değil; Türkiye'nin üretim gücünü, sosyal dayanışmasını ve geleceğini ilgilendiren stratejik bir meseledir.

Gençlerin umutlarını yeniden yeşertecek ekonomik reformları hayata geçirin. Kadınların bakım yükünü paylaşacak sosyal politikaları güçlendirin. Barınma sorununu çözün. Aileyi destekleyen kalıcı sosyal devlet mekanizmaları oluşturun. Kaygısız bir geleceğin bilimsel temellerini atın ve Türkiye'nin demografik geleceğini, bilimsel verilere dayanan uzun vadeli bir devlet politikası hâline getirin.

Bugün Dünya Nüfus Günü vesilesiyle bir kez daha ifade ediyoruz.

Türkiye'nin geleceği; 25 yıldır devam eden siyasi hamaset ve bütçelendirilmeyen programlara, sonuçlandırılmayan vizyon belgelerine değil; gençlere yeniden umut verecek sürdürülebilir politikalara, güven veren bir hukuk düzenine ve güçlü bir ekonomiye bağlıdır.

Çünkü biliyoruz ki bir millet, demografik canlılığını kaybetmeden önce geleceğe olan güvenini kaybeder. Geleceğe güven yeniden inşa edildiğinde ise aile güçlenir, çocuklar umutla dünyaya gelir.

İYİ Parti olarak mücadelemiz; yalnızca nüfusumuzu artırmak için değil, adaletin, liyakatin, üretimin, refahın ve umudun hâkim olduğu güçlü bir Türkiye'yi inşa etmektir. İYİ Parti olarak hedefimiz; iyi aile, mutlu aile ve mutlu bir Türkiye'dir."