Şuurlu Öğretmenler Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mustafa Yıldırım Belbağı şu ifadeleri kullandı;

"02 Mart 2026 tarihinde İstanbul Çekmeköy’deki bir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde meydana gelen ve Fatma Nur Çelik öğretmenimizin vefat etmesiyle sonuçlanan çok vahim ve çok elem verici üzüntülü haber ile başta ailesi, eğitim camiası ve ülke olarak büyük üzüntü duyduk.

Ancak şaşırdık mı. Çok da şaşırdığımızı söyleyemeyiz. Çünkü bundan önce de bu tür üzücü olayları yaşadık. İşin vahim tarafı şu ki bu tür olayların yaşanma zaman aralığı gün geçtikçe daralıyor, yani daha da sıklaşıyor.

Adana’da bir ilkokul öğretmeni, eski bir öğrencisinin cezaevinden çıkan velisi tarafından kurşun yağmuruna tutuluyor. Allah’tan öğretmen bu saldırıdan sağ kurtuldu.

Van’da okul bahçesinde kartopu oynayan çocukların arasında çıkan tartışmadan sonra çocuklardan birisinin velisi gelip tartışılan diğer çocuğu, oradaki çocukların gözü önünde hunharca dövüyor.

Diyarbakır’da bir öğrenci, kendisine disiplin cezası verilmiş olması gerekçesiyle okul müdürünü bacağından bıçaklıyor. Bunlar basına yansıyanların çok az bir kısmı. Basına yansıyan ve yansımayan o kadar çok olay var ki. Bu tür kötü olaylardan dolayı öğretmenler öğrencilerine dokunmaktan imtina eder hâle geldi. Bu olaylar psikolojik olarak öğretmenin elini kolunu bağlamış durumda ve öğrenci öğretmeni dinlemez, hatta öğretmenin sınıf içerisindeki otoritesini yerle bir edecek davranışlar sergiler duruma gelmiştir.

Geldiğimiz bu noktada Şuurlu Öğretmenler Derneği olarak şu sorulara acilen cevap bulunup eyleme geçilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Eğitimde neyi eksik bıraktık. Eğitimde neyi ihmal ettik. Öğrenci bu aşırılıkları yapacak cesareti nereden ve kimden alıyor. Polisiye tedbirlerle ne kadar başarılı olunur. Acaba hukuk sistemi suç işleyen öğrenciye, yaşına uygun olmak şartıyla caydırıcı ve etkin cezalar vermeye uygun mu. Yoksa bunlar daha reşit değil diyerek hafif cezalarla geçiştirip gözü korkutulmadığı için ileride daha büyük suçlar işlemesine sebep olur mu.

Ortaöğretim kurumları disiplin yönetmeliği öğrencileri suç işlemekten alıkoyacak nitelikte caydırıcı cezalar içeriyor mu. Öğretmenin sosyoekonomik konumu ne kadar güçlü. Öğretmenin saygınlığını ve elini güçlendirmek, itibarını kazandırmak için hangi düzenlemeler yapılabilir. Velilerin okul ve öğretmenler üzerindeki baskılarının bertaraf edilmesi için neler yapılabilir.

Elbette bu soruların hepsinin ayrı ayrı cevabı bulunmalı. Cevap bulmakla da kalınmamalı, acilen eylem planına geçilmeli ki daha fazla bu acılar yaşanmasın.

Şuurlu Öğretmenler Derneği olarak çözüme şuradan başlanmalı diyoruz. Önce ahlak ve maneviyat ilkesi hem temelimiz hem de hedefimiz olmalı. Ahlak ve maneviyatın olmadığı ortamda eğitimden, huzurdan ve güvenden bahsetmek beyhude olur.

Okullar en az ailenin içi kadar güvenli ve huzurlu olmalıdır. Zira okulların güvenlikli bir ortam hâline gelmesi demek sadece öğretmenlerin güvenliği anlamını taşımaz. Bu aynı zamanda eğitim öğretim ortamının tamamının güvenliği demektir. Kim istemez ki çocuklarının güvenli bir ortamda, ahlak ve maneviyat ekseninde eğitim görmesini.

Okullarda güvenliği temin etmek için üniformaya dayalı olmayan elektronik ve dijital yollarla da güvenlik sağlanabilir. Bu güvenlik sistemlerinin ülkenin her tarafındaki okullarda, doğuda batıda, şehirde ve köyde her okulda, eğitimde fırsat eşitliği ve sosyal statü farklılığı gözetilmeden standart hâle gelmesi, her okulun bu nimetten eşit şekilde istifade etmesi mümkün hâle getirilmelidir.

Aksi hâlde çok acil ve etkili tedbirler alınmazsa daha çok Fatma Nur, Zeynep, Mustafa, Ali ve Hasan öğretmenlerimizi ömürlerinin baharında toprağa veririz. Yetkililerimiz de ailesine ve sevenlerine başsağlığı diler, üzerine soğuk sular içilir gider. Ama ateş düştüğü yeri yakar. Ölen öldüğü ile kalır gider."