Eskişehir Kent Konseyi Başkanlığı görevine veda eden Ahmet Kapanoğlu şu ifadeleri kullandı;
"Eskişehir Kent Konseyi gönüllü ailemiz, bugün Eskişehir Kent Konseyimizin seçimli olan 23. genel kurulunu gerçekleştiriyoruz. Ben bugün için bir konuşma hazırlamadım. Bir veda konuşması yapmak istemiyorum ama bir teşekkür konuşması yapmak istiyorum.
Şöyle ki, Büyükşehir Belediyesinde görev yaptığım süre içerisinde ilk işe başladığımda rahmetli babamın kulağıma iki tane küpe olarak taktığı bir söz vardı. Sadece ikisini paylaşacağım sizlerle. Birincisi, iş hayatına atılmadan önce şunu söylemişti. Ve bunu mükerrer şekilde beynimize kazıdı: "Oğlum, sen ne iş yaparsan yap, ben seninle gurur duyarım. Ancak bir şartla gurur duyarım. Simit bile satsan, beyaz, temiz önlüğünü giyerek satarsan ben seninle gurur duyarım." Yani işini hangi makamda, hangi işte olursan ol en iyisiyle, en layığıyla yap. Bir de bilirsiniz kendi babalarınız da mutlaka öylelerdir: "Oğlum, çalışma hayatında çalıştığın yere ve amirlerine sakın sakın sakın halel getirme."
İkincisi de şuydu, ikinci tavsiyesi: "Oğlum, hiçbir şeye..." Kulüplerimizde bunu sık sık paylaşırım. Çalışma hayatın boyunca hiçbir göreve kendin talip olma, sıkarsın. Sen matlub olanlardan ol. O zaman matlub ne demek anlamazdım küçükken ama Emel ablam da hatırlar. Bunu çok sık, o kadar sık söylerdi ki şimdi çok daha iyi anlıyorum. Matlub, arzu edilen, uygun görülen anlamına geliyormuş. Dolayısıyla bu iki şiar ile Büyükşehir Belediyesinde çalışma hayatımıza başladık.
Ve tabii bu öğretilerin üzerine öyle büyük bir şey denk geldi, Allah'ın bir lütfuydu bize. Yılmaz Büyükerşen hocamızla, Profesör Doktor Yılmaz Büyükerşen hocamızla Eskişehir'e, Eskişehir'in çocuklarına Atatürk aydınlanmasının, 1999 yılından itibaren Atatürk aydınlanmasının ne anlama geldiğini görerek, yaşayarak öğreten hocamızla çalışma fırsatı bulduk. Ve kendisine ben teşekkür ediyorum. Çünkü paha biçilmez atölye çalışmaları elde ettik. Paha biçilmez.
Ve ardından da ardından da bir teşekkür de işte Kent Konseyinde her zaman şiarımız Atatürk'ün yolundan gitmek olmuştur. Başka bir şekilde düşünemezdik zaten. Ve işte Yılmaz hocamızın Atatürk devrimlerinin ne anlama geldiğini görerek, dokunarak hissetmeleri için Kadın Belediye Başkanımız, Eskişehir'in ilk Kadın Belediye Başkanı Sayın Ayşe Ünlüce ile çalışma olarak görüyorum. Ve ben bir teşekkür de kendisine ediyorum.
Eskişehir Kent Konseyinde 2014 yılında başlayan maceramız, matlub olarak başlayan maceramız, Kent Konseyinde önce çok sıkıldığımı söyleyeyim. İlk gelirken kafamdaki o soru işaretlerinden kaynaklanan inanılmaz bir stres vardı. Ama sonra, ama sonra 13 yılda öyle insanlarla tanıştım ki fikirlerinin zekatlarını vermek isteyen... Bu lafı da Kent Konseyinde öğrendim. Fikrinin zekatını vermek diye bir şey varmış. Cennete girmek sadece ramazanda, sadaka vererek olmuyormuş. Ve bu şehre karşı kendini sorumlu hisseden, parayı hayatlarının omurgasına oturtmayan güzel insanlarla tanışmaya başlayınca bu sefer şu oldu. Bazen hatta geçen gün kulakları çınlasın Sevgi Akmen, "Ya Ahmet, buna can mı dayanır, nasıl yapıyorsun bu işleri?" dediğinde ona sadece şunu söyledim: "Bana şek veren gönüllüler." O yüzden biz öyle paydosumuzda kapımızı hiçbir zaman kapatmadık. Bu noktada çalışma arkadaşlarıma özverilerinden dolayı teşekkür ediyorum. Akşamları, hafta sonları, geceleri sivil toplum kuruluşlarımızın yanında olduk. Neden? İki şapka vardı çünkü üzerimde. Bir, Yılmaz Büyükerşen ve Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce'nin vizyonu ve misyonu, herkesi kucaklama misyonunun sorumluluğunu hissettik. Ve iki şapkam var, hem Kent Konseyi Başkanlığı hem Büyükşehir Belediyesinin sivil toplum kuruluşlarının yanında olduğunu ve her zaman yanında olacağını hissettirmek için onlara hem etkinliklerinde Kent Konseyi olarak destek verdik çalışma gruplarımızla birlikte hem de her akşam üşenmeden yanlarında olduk. Dolayısıyla özellikle eve geç gittiğim için ailemden özür diliyorum.
Ve tabii bir büyük teşekkürü, hatta en büyük teşekkürü bugüne kadar hayatıma giren, belediyede görev yaptığım süre boyunca, çalışma arkadaşlarıma... Her biriyle iyi anlaşmaya çalıştım. Gönüllülerimize çok teşekkür ediyorum. Bana müthiş bir sorumluluk duygusu yüklediniz ve inanılmaz bilgiler verdiniz. Şu anda cebimde, Allah'a hamdediyorum ki, oğlum büyüdüğünde ona "İyi insani hasletlerin nasıl olması gerektiği" şeklinde bilgiler verecek kadar sayenizde bilgilerle doluyum. Çevre konusunda, hayvan hakları konusunda, insan hakları konusunda, şehir savunuculuğu konusunda ne bileyim yani Eskişehir'in, Türkiye'nin taşından, toprağından, havasından, suyundan nasıl, nasıl insani görevler yerine getirilebilir, onu oğluma öğretecek bilgilerle doluyum ki paha biçilmez. Bunun için bu salonda olan ve olmayan herkes hakkını helal etsin. Çünkü ben onlardan öğrendiklerimi anlatacağım oğluma.
Ve tabii Eskişehir Kent Konseyinde kapılarımız hiçbir zaman kapanmadı ama kapıları açık tutmak yeterli değil. Biliyorduk ki güler yüz de geçerli. Çok şükür ki odamıza gelmeyi arzu eden, iyi niyetle gelmeyi odamıza kabul eden, şehre karşı kendini sorumlu hisseden her sivil toplum kuruluşu temsilcimiz, her gönüllümüz şahsım ve Kent Konseyinde görev yapan arkadaşlarım tarafından istisnasız güler yüzle karşılanmaya çalışıldı ve fikirleri dinlenildi. Bundan dolayı çok mutluyum.
Tabii Eskişehir Kent Konseyinde şuna da çok dikkat ettik. Ben Sayın Büyükşehir Belediye Başkanıma da bu konuda çok teşekkür ediyorum. Çünkü kendisi Kent Konseyinin geçmişini benden çok daha iyi biliyor. O gerçek bir şehir gönüllüsü. Onu biliyorum. Ona şahit oldum. Zaten bize rehber olan, olan büyüklerimizden biri. Hatta hatta size bir şey söyleyeceğim, belki ilk defa duyacaksınız burada. Ayşe Hanım Kent Konseyi gönüllüsüydü. Ayşe Hanım Kent Konseyi Yönetim Kurulu üyesiydi. Ayşe Hanım katılımcılığın gelişmesi için şehirde emek verenlerdendi. Ama çok daha sempatik bir durum var, biliyor musunuz? İlk defa duyacaksınız. Ayşe Hanım'ın küçük oğlu, sevgili Aras da Kent Konseyinin tozunu yuttu. Kent Konseyimizin Gençlik Meclisindeydi.
Soruları çoğaltmak için fikirleri ortak akıl potasında buluşturduğunuz bir mekan haline geldi ve bugün tekrar Allah'ıma hamdolsun ki Eskişehir Kent Konseyimiz şu noktadadır. Ben akademisyenlerimizden, kamu kurum ve kuruluşlarımızdan, odalarımızdan ve gönüllülerimizden, ben Eskişehir Kent Konseyinde olmalıyım dedirtecek kadar saygın bir kurum haline gelmiştir. Bu arada Nihat Gazi Belediye Başkanımız Zeynep Hanım da aramıza katıldı. Kendilerine hoş geldin diyoruz. Zeynep Hanım hoş geldiniz. Zeynep Hanım sağ olsun kent konseyi çalışmalarımıza böyle maddi destekleriyle, destekleriyle biliyoruz, veriyoruz.
Ve işte kent konseyi aynen bugün burada gördüğünüz tablo aslında. Şehirle ilgili doğruları arttırmak için çaba gösteren ve hatta hatta telefonlarımızda bize, ya kentle ilgili şöyle bir şey var ama kurumlarımızdan, kuruluşlarımızdan, odalarımızdan ve derneklerimizden siz ne düşünüyorsunuz bu konuda, ne yapacaksınız, ne söyleyeceksiniz bu konuda diye fikir danışılan bir mekan haline geldi. Eskişehir'de saygın bir kurum haline geldi. İşte ben en büyük teşekkürü, şu anda bayrağı devredeceğimiz ama büyük bir onurla Eskişehir Kent Konseyinin bugüne kadar bu saygın yere gelmesinde büyük emeği olan benden önceki tüm Kent Konseyi Başkanlarımıza, benden önce görev yapan tüm Kent Konseyi Genel Sekreterimiz İsmail Bey bugün de aramızda olup hazırdır Kent Konseyi Başkanımıza ve tüm yürütme kurulu üyelerimize, alın teri döken tüm gönüllülerimize, Kent Konseyinin bugünkü saygın yerine kavuşmasından dolayı verdikleri emeklerinden ötürü teşekkür ediyorum.
Ve tabi bir büyük onuru da şurada yaşadık. Eskişehir Kent Konseyi olarak, aynası iştir kişinin lafa bakılmaz artık biliyorsunuz sosyal medyadan biz zaten her şeyi paylaşıyoruz ve her şeyi görüşümüzle birlikte neden yaptığımızı anlatarak paylaşmaya, ifade etmeye çalışıyoruz. Farklı farklı kişilerle o fotoğraf okuması vardır ya buluştuğumuzu görebilirsiniz ve tabi bu Türkiye'de de görülmüş. Gene şuna matbuh olmak Eskişehir adına bizim için bir onur oldu. Türkiye Kent Konseyi Birliği Dönem Başkanlığını biliyorsunuz Eskişehir'e getirdik ve orada Gaziantep'ten Ordu'ya, Ankara'dan Balıkesir'e Türkiye'nin tüm kent konseyleri ile birlikte ben Türkiye Kent Konseyleri Birliği Dönem Başkanlığını yürütürken bir de ayrıca Türkiye Kent Konseyleri Platformumuz var. İsmail Bey de orada platformda Kent Konseylerimizle birlikte çalışmalarına devam etmektedir. Dolayısıyla biz Eskişehir olarak aslında hem Türkiye, sadece Eskişehir değil, Türkiye'de rol model olmuş bir Kent Konseyiyiz.
Ve bu noktada hatta İsmail Bey de bilir. Hem platformda hem birlikte Türkiye Kent Konseyi Türkiye'de Kent Konseylerinin mevzuatını yazan, Kent Konseyi Başkanlarının nasıl olması gerektiği, işte Kent Konseyleri nasıl çalışması gerektiği, genel kurul, çalışma grupları orada bu mevzuatları hazırlayan insanlar tarafından Eskişehir'deki sadece Eskişehir Kent Konseyimiz değil, Türk Kent Konseylerimiz Eskişehir'de Odunpazarı Kent Konseyimiz de, Tepebaşı Kent Konseyimiz de bugün Mihalıççık'ta da büyük emek veren Kent Konseyi Başkanımız da aramızda parmakla gösterilen bir kent konseyi yapısı sayenizde oluştu.
Bunun da büyük bir gururuyla tekrar ben teşekkür ediyorum. Tabi bundan sonra Eskişehir Büyükşehir Belediyemizde, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımızla birlikte yine sizlere hep kapımız açık olacak. Bayrağı da İnci Hanım'a devredeceğiz. İnci Ablamız da, hani hanım demeyeyim, İnci Ablamız da Kent Konseyinde yürütme kurulu üyemizdi ve zaten Kent Konseyini ve sivil toplumu bilen birisiydi. Bizler de zaten her zaman yanında olacağız, her zaman arkasında olacağız. Bir telefon tabi arzu edilirse bir telefon kadar fikrini babasına söylediği şey yapıyoruz sıkma. Her zaman isteyerek söyleyerek, sen bir kere söylersin bir kere söylersin. Doğruysa zorlamazsın. İnci Ablamız da nasıl arzu ederse bizler her zaman yanında olacağız."