6 Ekim 2026 tarihinde ES TV’de Gürhan Albayrak vardı. Programı baştan sona izledim. Gürhan Albayrak, kendi üslubuyla soruların bir kısmına samimiyetle cevap verirken bir kısmını ise geçiştirmeyi tercih etti.

Bir gün önce Basma Fabrikası önündeki köprülü kavşakla ilgili yazdığım konu hakkında Murat Taşkın Bey aracılığıyla soru sordum. Gürhan Albayrak, “Öyle bir sorun var, ben de zamanında yapmayın demiştim” şeklinde yanıt verdi. O bölgeye Olimpiyat Hazırlık Merkezi yapılacağını, bu nedenle üst geçitle ilgili şu anda bir şey yapılamayacağını söyledi.

Oysa ben bir gün önceki yazımda, mevcut durumla ilgili bazı iyileştirmeler yapılması gerektiğini savunmuş ve Gürhan Albayrak’tan buna yönelik bir yanıt beklemiştim. Ancak beklediğim yanıtı alamadım. Bana göre havanda su dövdü.

İkinci sorum ise banliyö hattıyla ilgiliydi. Organize Sanayi Bölgesi’nden Hasan Bey Lojistik Merkezi’ne kadar raylar döşenmişken, mevcut tren yolu hattıyla birlikte banliyö treni uygulamasına geçilip geçilemeyeceğini sordum. Buna verdiği cevap da “Gündemimizde yok, zor bir iş” şeklindeydi.

Ardından konuyu tramvay hattının genişliğine getirerek, “Daha geniş olsaydı tramvay İnegöl’e kadar giderdi” dedi. Ancak tramvay şehir içinde kullanılan bir ulaşım aracı. Banliyö treni ise daha uzun mesafelerde uygulanabilen farklı bir sistem. “Demiryolu kentiyiz” diyoruz ancak demiryolunun imkânlarından yeterince yararlanamıyoruz.

Programda Hatboyu Projesi de konuşuldu. Projenin 200 milyon liralık bir yatırım olduğu ve yap-işlet-devret modeliyle ihale edildiği belirtildi. Anlatılana göre projeyi yapan şirket, şehir hastanesi ve otoyol sistemlerinde olduğu gibi belirli bir kira ödeyecek. Buna karşılık bölgede yapılacak restoran, kafeterya ve alışveriş işletmelerinden kira geliri elde edecek, kendisi işletirse de işletme gelirini alacak.

Böylece Ulus Anıtı Meydanı’ndan Muttalip Kavşağı’na kadar uzanan oldukça geniş bir alanın kullanım hakkı, yaklaşık 200 milyon liralık yatırım karşılığında özel şirkete bırakılmış olacak. Projeyi üstlenen şirketin yaklaşık 10 yıl boyunca bu alanı işleteceği ve buradan gelir elde edeceği ifade ediliyor.

Burada cevaplanması gereken başka bir soru daha var. Daha önce yapılan Hatboyu düzenlemesinin ardından şimdi yeniden yatırım yapılacaksa, önceki çalışmalar nedeniyle ortaya çıkan kamu zararının hesabını kim verecek?

“Olmadı, yık, yeniden yap” anlayışıyla hareket edilmemeli. Böyle bir dünya olmamalı.