Kanal 26’da yayınlanan Muhabirin Gözünden programında Merve Esra Özer’in konuğu olan Gzt26 Yazı İşleri Müdürü Akif Yer, Eskişehir’in yöresel yemekleri ve kent mutfağının tanıtımı konusunda görüşlerini açıkladı.

Konuyu oldukça detaylı ve güzel bir şekilde ele aldılar. Yıllardır çibörek ve Balaban kebabının dışına çıkamamışız. Acaba neden? Esnafımız bu iki ürünün dışındaki yöresel lezzetleri üretip sunma konusunda yeterince girişimci olabilmiş midir?

Esnaf Odaları Birliği veya Lokantacılar Odası bu konuda öncülük ederek Eskişehir’e özgü tüm yöresel yiyeceklerin sunulduğu bir işletmeler kompleksi oluşturabilir. Turistler buraya geldiklerinde hangi bölgenin ürününü tatmak veya satın almak istiyorlarsa o bölgeye ait işletmeye gidebilirler. Böyle bir projenin meslek odalarından birinin öncülüğünde hayata geçirilmesi, daha düzenli ve organize bir işletme yapısının oluşmasını sağlayabilir.

Akif Yer, programda Eskişehir’in yöresel lezzetlerini tek tek sıraladı. Ben de bunlara birkaç ilave yapmak istiyorum. Elbette hatırlayamadığımız başka lezzetler de olabilir.

Eskişehir’de Tatarlar, Manavlar, muhacirler, Çerkezler, Türkmenler ve Kürtler başta olmak üzere farklı kökenlerden gelen birçok topluluk yaşıyor. Her birinin kendine özgü yemek kültürü bulunuyor. Bu zenginliklerin tamamı harmanlanarak “Eskişehir Mutfağı” adı altında bir araya getirilebilir.

Eskişehir denildiğinde ilk akla gelen lezzetler çibörek ve Balaban kebabı oluyor. Oysa Tatar mutfağında sorpa, göbete ve kavurma börek gibi birbirinden güzel yemekler var. Met helvası da şehrimize özgü lezzetlerden biri. Tahin helvası almak için ise zaman zaman uzun kuyruklar oluşuyor.

Manavların ve Türkmenlerin yaptığı haşhaşlı hamur işleri de oldukça lezzetli. Haşhaşlı katmer ve haşhaşlı lokumun dışı çıtır, içi ise pamuk gibi olur. Haşhaşlı çıtır börek de bunlardan biri. Afyonlular bu lezzete bükme derler. Eskişehir’de yaşayanların belki de yarısının bilmediği Manavlara özgü mercimekli mantı ise mutlaka tadılması gereken yemekler arasında yer alıyor.

Sivrihisar’ın dövme sucuğu, kelem dolması, arabaşı, bamya çorbası ve muska baklavası da çok daha iyi tanıtılmalı. Eskişehir’e gelen yerli turistler çarşıda boza ve turşu suyu içmeden geçmezler. Odunpazarı simidinin ve odun ateşinde pişirilen ekşi mayalı ekmeğin de tadı bir başkadır.

Çerkez mutfağının da birbirinden güzel yemekleri bulunuyor. İlk aklıma gelenler Çerkez mantısı, Çerkez tavuğu ve Çerkez Böreği olan fıççın. Elbette bu mutfağın da burada sayamadığımız pek çok lezzeti var.

Eskişehir’e özgü bütün bu lezzetlerin tanıtılması için festivaller düzenlenmeli. Nasıl Gaziantep ve Erzurum mutfakları için tanıtım günleri yapılıyorsa Eskişehir Mutfağı Tanıtım Günleri de düzenlenmeli. Bu etkinlikler önce Eskişehir’de, ardından diğer illerde gerçekleştirilmeli.

Ayrıca her yöremizin kendine özgü ürünlerini sunabileceği ayrı işletmelerden oluşan, ancak bir bütün olarak hizmet veren tesisler kurulmalı. Böylece Eskişehir’e gelen turistler kentin farklı yemek kültürlerini aynı alanda tanıma, tatma ve bu ürünlerden satın alma fırsatı bulabilir. Bu konuda Esnaf Odaları Birliği ve Lokantacılar Odası öncülük ederek Eskişehir mutfağının daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayabilir.