25 Ekim Pazar günü Yeni Parti İl Başkanlığı seçimi, delegelerin katılımıyla gerçekleştirilecek. Bir hafta önce ise tek adaylı olarak üyeler arasında yapılan ön seçimde Talat Yalaz, üyelerin yüzde 70’inin oyunu alarak seçilmişti.

Daha önce ilçe başkanlıkları için üyelerin katılımıyla yapılan ön seçimlerde, ilçe yönetimleri ve il delegeleri oylanmamıştı. Ardından ilçe başkanlarının hazırladığı yönetim ve delege listeleri, gerekli formaliteler tamamlanarak onaylanmıştı.

Şimdi de bu delegeler, geçtiğimiz hafta tek aday olarak üyelerin karşısına çıkan Talat Yalaz’ı onaylayacak. Buraya kadar bakıldığında, il başkanının üyelerin oylarıyla belirlendiği söylenebilir. Ancak işin önemli bir eksikliği var. Çünkü ne üyeler ne de delegeler, il yönetimini ve kurultay delegelerini seçebilecek. Bu isimler, il başkanı adayının kendi tercihleri doğrultusunda hazırladığı listelerle belirlenecek.

Sayın Özgür Özel, bütün seçimlerin üye bazında yapılacağını söylerken yönetim kadrolarının belirlenmesi konusunu göz ardı etmiş görünüyor. Dolayısıyla hedeflenen demokratik katılım tam anlamıyla sağlanamıyor.

Oysa il ve ilçe yönetimleri ile kurultay delegeleri, çarşaf liste yöntemiyle üyelerin tercihine sunulabilirdi. Hatta bunun için hâlâ geç değil. Bu pazar yapılacak seçimde delegelerin önüne çarşaf listeler konulması, en azından mevcut eksikliğin bir ölçüde giderilmesini sağlayabilir.

Benzer bir durum daha önce ilçe belediye meclis üyeliklerinin belirlenmesinde de yaşanmıştı. Üyelere danışılarak oluşturulan listeler, daha sonra fermuar sistemiyle düzenlenmişti. Bu sistemde 2, 4, 6, 8 ve 10. sıralar ön seçimden gelen adaylara ayrılırken 1, 3, 5, 7, 9 ve 11. sıralara başkanların kontenjanından isimler yazılmıştı. Ancak bu uygulamada da çeşitli aksaklıklar ortaya çıkmıştı.

Çünkü yönetimde bulunan kişiler, çoğu zaman her şeyin kendi istedikleri şekilde olmasını arzuluyor. Oysa il ve ilçe başkanlıklarının yönetim kadroları belirlenirken de üyelerin oylarına başvurulabilir, ardından fermuar sistemi uygulanabilirdi. Böylece hem üyelerin iradesi yönetime yansır hem de başkanların belirli ölçüde tercih hakkı korunmuş olurdu.

Asıl sorun, yönetimi eline geçirenlerin eleştirilmekten ve farklı görüşlerle karşılaşmaktan kaçınmasıdır. Kendi düşüncelerine karşı çıkabilecek, gerektiğinde itiraz edebilecek insanlarla çalışmak yerine, söylenen her şeyi sorgulamadan kabul eden kadrolar tercih ediliyor.

Oysa parti içi demokrasi yalnızca başkanın sandıkla belirlenmesinden ibaret değildir. Yönetimlerin ve delegelerin de üyelerin özgür iradesiyle seçilebilmesi gerekir. Aksi takdirde üyeler sandığa gitmiş olsa bile karar mekanizmaları yine belirli kişilerin kontrolünde kalmaya devam eder.