Eskişehir basını AK Parti haberlerini neden çekmeyi sevmiyor? Buyurun, sebebini anlatayım.

Eskişehir basınında uzun yıllar kameraman olarak görev yapan ve geçtiğimiz mayıs ayında hayatını kaybeden Ertuğrul Yılmaz ağabeyimizin sık sık söylediği bir söz vardı:

“AK Parti haberleri açıklanan saatten ortalama 45 dakika geç başlar. AK Parti haberlerine geç kalan muhabir, gazeteci bulamazsın. İl başkanı, milletvekili falan en az yarım saat geç gelir. Bu geç gelme işini de marifet zannederler.”

Toprağı bol olsun.

Bugün bir kez daha Ertuğrul Yılmaz’ın bu sözünü hatırladım.

Dede Korkut Parkı’nda saat 18.00’de başlayacağı duyurulan bir program vardı. Gazeteci olarak ne yaparsınız? Program 18.00’de başlayacaksa kameranızı, tripodunuzu, mikrofonunuzu alır, işinizi garantiye almak için yarım saat önceden gidersiniz.

Biz de öyle yaptık.

Saat 17.30’da Dede Korkut Parkı’ndaydık.

Programın ilan edilen başlangıç saati olan 18.00 geldi. Bekledik.

Saat ilerledi. Beklemeye devam ettik.

AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan ile AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, saat 19.10 civarında alana geldi. Ardından selamlaşmalar, protokole geçilmesi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı derken Gürhan Albayrak’ın konuşması saat 19.20’de başladı.

Konuşma saat 19.28’de sona erdi.

Ardından toplu fotoğraf çekildi ve program tamamlandı.

Şimdi hesabı yapalım.

Biz gazeteciler saat 17.30’da oradaydık. Gürhan Albayrak’ın konuşması 19.20’de başladı.

8 dakikalık konuşmayı kaydedebilmek için tam 1 saat 50 dakika bekledik.

Mesele sadece gazetecilerin beklemesi de değil.

Gazetecilerin çalışma düzenini bilmeyenler için küçük bir parantez açalım. Yerel basında çalışan gazetecilerin önemli bir bölümü sabah saat 10.00 civarında mesaiye başlar. Normal şartlarda 18.00 civarında mesai biter. Tabii gazetecilikte “mesai bitti” diye kesin bir kavram zaten yoktur. Haber varsa gidersiniz. Kaza olur gidersiniz, yangın çıkar gidersiniz, açıklama yapılır gidersiniz, program uzar beklersiniz.

İşimizin doğasında bunlar var.

Fakat programı düzenleyenlerin açıkladıkları saate uymalarını beklemek de herhalde gazetecilerin en doğal hakkıdır.

Bugün saat 18.00’de başlaması gereken program nedeniyle mesai yaklaşık 19.30’da sona erdi. Eve dönüş ise saat 20.00’yi buldu.

Buraya kadar “Bir program gecikmiş, bundan da yazı mı çıkar?” diyebilirsiniz.

Haklısınız.

Bir kere olsa gerçekten yazı çıkmaz.

Mesele zaten bir kere olması değil.

2021 yılından bu yana Eskişehir’de siyasi partilerin programlarını mümkün olduğunca eksiksiz takip ediyorum. Basın açıklamasından mitingine, il başkanlığı basın açıklamasından, milletvekili programına kadar yüzlerce siyasi organizasyonda bulundum.

Elbette bütün programlar tam saatinde başlamıyor. Beş dakika gecikilir, on dakika gecikilir. Trafik vardır, önceki program uzamıştır, beklenmedik bir gelişme yaşanmıştır. Bunların hepsi anlaşılabilir.

Ancak benim yıllardır sahada gördüğüm kadarıyla AK Parti Eskişehir programlarındaki gecikmeler artık istisna olmaktan çıkmış durumda.

İl başkanları değişiyor, milletvekilleri değişiyor, yöneticiler değişiyor ama bu alışkanlık değişmiyor.

Bu yüzden rahmetli Ertuğrul Yılmaz’ın sözleri Eskişehir basınında boşuna söylenmiyordu.

Bir başka mesele de program alanındaki vatandaşlar.

Dede Korkut Parkı’nda hava sıcaktı. İnsanlar programın başlamasını bekliyordu. Alanda ücretsiz dondurma ve pilav dağıtımı da vardı.

Saat 18.58’de ücretsiz dağıtılan dondurma için oluşan kuyruğun görüntüsünü çektim. Benim gözlemime göre kuyrukta aşağı yukarı 300 kişi vardı.

Gürhan Albayrak konuşmaya başladığında ise konuşmayı doğrudan takip edenlerin sayısının yine benim gözlemime göre 300 kişiyi dahi bulmadığını söylemek mümkün. Alandaki kitlenin önemli bölümünü de Kadın Kolları, Gençlik Kolları ve ilçe teşkilatlarından gelen partililer oluşturuyordu.

Dolayısıyla burada üzerinde durulması gereken konu yalnızca basın mensuplarının 1 saat 50 dakika beklemesi değil.

Saat 18.00 denilmişse insanların saat 18.00’de orada olması bekleniyor. Gazeteci geliyor, kameraman geliyor, teşkilat mensupları geliyor, vatandaş geliyor.

Peki programın yöneticilerinin de aynı saate uyması gerekmiyor mu?

Benim asıl itirazım buna.

Çünkü saat vermek aynı zamanda karşınızdaki insanla yapılmış bir anlaşmadır.

“18.00’de başlayacağız” dediğiniz zaman oraya gelen insan kendi hayatını o saate göre düzenler.

Gazeteci de öyle yapar.

Bugün biz yarım saat önceden gittik ve 1 saat 50 dakika bekledik. Sonunda kaydettiğimiz konuşma 8 dakika sürdü.

İşin özeti bundan ibaret.

Sonra zaman zaman “Eskişehir basını AK Parti programlarına neden isteksiz geliyor?” diye düşünülebiliyor.

Cevabın en azından bir bölümünü sahada aramak gerekiyor.

Çünkü gazeteciler arasında bu konu yıllardır konuşulur. Patronlara söylenmez, siyasetçilere çoğu zaman doğrudan söylenmez ama kameraların arkasında, muhabirlerin kendi arasında söylenir.

AK Parti programı varsa gazeteci kendisini beklemeye hazırlar.

Acı ama benim sahada yıllardır gördüğüm gerçek bu.

Diğer siyasi partilerin programlarında aynı ölçüde ve aynı sıklıkta bir bekletme alışkanlığına ben şahsen rastlamadım. Program saatlerine genel olarak uyulduğunu, gecikmeler olduğunda ise bunların çoğunlukla 5-10 dakika seviyesinde kaldığını gördüm.

AK Parti Eskişehir’de ise rötar, benim açımdan artık sürpriz değil.

Bu durum ister istemez insana şu soruyu sorduruyor. AK Parti Eskişehir teşkilatı, kendi açıkladığı saatte programa gelen insanlara neden aynı hassasiyetle karşılık vermiyor?

Çünkü mesele AK Parti olmak, CHP olmak, MHP olmak, İYİ Parti olmak ya da başka bir siyasi partinin mensubu olmak değil.

Mesele saat 18.00 dediğiniz insana mümkün olduğunca saat 18.00’de karşılık verebilmek.

Gazetecinin de zamanı kıymetli, vatandaşın da zamanı kıymetli, teşkilat mensubunun da zamanı kıymetli.

İnsanların sıcak havada sizi beklemesini normalleştirdiğiniz zaman bunun adı artık birkaç dakikalık program aksaması olmaktan çıkıyor.

Rahmetli Ertuğrul Yılmaz yıllar önce bunu kendi üslubuyla anlatıyordu.

Bugün Dede Korkut Parkı’nda saatler ilerlerken onun sözünü yeniden hatırladım.

İl başkanları değişiyor ama adet değişmiyor.

Umarım bir gün değişir.

Eskişehir basını AK Parti haberlerini çekmeyi sevmiyor derken kimse yanlış anlamasın. Haber varsa yine gideriz. Program yine gecikirse yine bekleriz. Konuşma 8 dakika sürecekse o 8 dakikayı yine kaydederiz. Çünkü bizim işimiz bu.

Ama gitmek başka, severek gitmek başka. Kameranın arkasında bekleyen insanların da bir saati var. Ve o saat de en az programı düzenleyenlerin saati kadar değerli.