Mutlak Butlan kararıyla CHP, 3 yıl önceki konumuna döndürülerek Kemal Kılıçdaroğlu’na teslim edildi. Özgür Özel ve kadroları hiç var olmamış gibi değerlendirildi.
Partinin başına geçen Kılıçdaroğlu ekibi, Özgür Özel’in birlikte çalıştığı tüm kadroları görevden alarak partiyi kendi istediği şekilde oluşturma yoluna gitti. Bunun sonucunda Yargıtaydan da ümidini kesenler, YENİ Parti’yi kurarak CHP’den ayrıldılar.
CHP’de kalanların bir kısmı, “Partimizi bırakamayız” düşüncesiyle; bir kısmı da yereldeki eski CHP’lilerle bir arada olamayacaklarını düşündükleri için gitmediler. Ancak CHP’de kalındığı andan itibaren Kılıçdaroğlu ekibinin savunucusu konumunda olmak zorundasınız. Her ne kadar “Biz butlana karşıyız” dense de bu mümkün değil.
YENİ Parti’nin tüzüğü değerlendirildiğinde, tüm seçimlerin üye bazında yapılacağı ve delege sistemine son verileceği söyleniyor. Bu partinin başına ne geldiyse delege sistemi nedeniyle geldi. Eğer uygulamada da tüzükteki gibi amasız, fakatsız hareket edilirse sorun yok demektir.
Şu anda CHP yönetiminde olanlar, kurultay sürecinde eskisi gibi delege sistemini mi uygulayacaklar? O konuyla ilgili bir açıklamaları yok. Eğer eskisi gibi olacaksa bir gün herhangi bir mahkeme, delegelere avantaj sağlandığı gerekçesiyle onlara da Mutlak Butlan kararı uygulayabilir.
CHP ve YENİ Parti ayrışmak yerine bütünlüğünü koruyabilir ve daha güçlü bir şekilde muhalefet yapabilirdi. Kişisel hırslar ve koltuk sevdaları maalesef partiyi parça parça etti. İktidarın istediği tam da buydu. Öyle ya da böyle oylar bölündü.