Bir şehrin gündemini kim belirler? Köşe yazarları mı? Ben öyle düşünmüyorum. Bir şehrin gündemini, sokakta olan, kapı kapı gezen, soru soran, röportaj yapan, açıklama kovalayan, belge arayan ve günün 5-6 saatini haber toplamakla geçiren muhabirler belirler.

Ulusal basında köşe yazan gazetecilere bakıyorum. Birçoğu önce okuruna bilgi veriyor. Sonra o bilgiyi yorumluyor. Konunun geçmişini anlatıyor, bugününü ortaya koyuyor, yarın ne olabileceğine ilişkin ihtimalleri sıralıyor.

Yazıyı bitirdiğinizde katılırsınız ya da katılmazsınız ama bir şey öğrenmiş olursunuz. Köşe yazarlığının benim anladığım tarafı da budur.

Mesleğimiz gereği Eskişehir'deki köşe yazarlarını da takip ediyoruz. Son bir haftada yazılanlara şöyle bir bakalım.

CHP Eskişehir İl Başkanlığı'nın üç ayrı program nedeniyle Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'ne ödemediği 550 bin liralık borç.

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt'un ORC tarafından neredeyse her ay en başarılı ilçe belediye başkanları arasında gösterilmesi.

Ayşe Ünlüce YENİ Parti'ye geçecek mi?

Jale Nur Süllü neden CHP'de kaldı, neden çerçeve yasaya hayır dedi?

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'ne atanacak yeni rektör kim olmalı?

YENİ Parti ile CHP arasındaki tartışmalar.

CHP'li meclis üyelerinden hangileri YENİ Parti'ye geçti, hangileri geçmedi?

Bunların tamamı yazılabilir.

Birkaçı hakkında ben de yazdım.

Mesele hangi konunun yazıldığı değil. Mesele, o konuya ne kattığınız.

Ayşe Ünlüce YENİ Parti'ye geçecek mi diye sormak başka bir şeydir, içeriden aldığınız bilgilerle Ayşe Ünlüce'nin neyi beklediğini anlatmak başka bir şeydir.

Okurun zaten sorduğu soruyu tekrar sormak gazetecilik veya köşe yazarlığı değildir. O sorunun cevabını aramak esas olandır.

CHP Eskişehir İl Başkanlığı'nın borcu meselesinde de aynı durum var. Ben hâlâ bu borcun neden Talat Yalaz'a ödetilmeye çalışıldığını anlamış değilim.

YENİ Parti ile CHP arasındaki depremzedeler üzerinden yürüyen tartışmada da bildiklerimizi yazdık. Toplanmamış paralar üzerinden "Depremzedelere bağışlar neden ulaştırılmadı?" diye soracak kadar meseleden uzak değiliz.

Köşe yazısı yazmak yalnızca gündemdeki tartışmanın üzerine birkaç yorum eklemek değildir.

Bilgi vereceksiniz. Gözden kaçanı göstereceksiniz. Perdenin arkasına bakacaksınız. Mümkünse düğümü çözecek noktayı bulacaksınız.

Eskişehir'de bunu yapan köşe yazarları yok mu?

Var.

Şehrin gerçek meselelerine değinen, herkes aynı konuyu yazarken başka bir dosyayı açan isimler de var. Onları ayrıca tebrik ediyorum. Fakat sayıları gerçekten çok az.

Örneğin Eskişehir Demirspor hakkında yalnızca bir köşe yazısı gördüm.

Seyitgazi yolu hakkında da yalnızca bir köşe yazısı gördüm.

Bunlar gibi çok sayıda yazı olsa zaten ben bu yazıyı yazmazdım.

Bugün bu şehrin gündeminde olması gereken çok daha önemli meseleler var. Sadece bir tanesini anlatayım. Kentsel dönüşüm kredisi.

İstanbul, İzmir, Tekirdağ, Sakarya, Kocaeli ve Manisa'da vatandaşların yararlanabildiği bu destekten Eskişehir neden yararlanamıyor?

Nisan ayından beri altı şehirde uygulanan bir destekten bahsediyoruz. Peki Eskişehir? Yok.

Konuyla ilgili AK Partili milletvekillerinden ve AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak'tan bir açıklama alamadık.

Benim kanaatim, konuyu yeterince bilmiyorlar. Biliyorlarsa da açıklamalarını bekliyoruz. Çünkü mesele küçük değil.

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt konuştu.

İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Başkanı Oytun Gökten konuştu.

Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce konuştu.

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl konuştu.

YENİ Parti Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz konuştu.

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan konuştu.

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer konuştu.

Hepsi de "Kentsel dönüşüm kredisi Eskişehir'e de verilsin" dedi. Eskişehir'de 5 bin binanın acilen yıkılıp yeniden yapılması gerektiği söylendi. Farklı siyasi görüşlerden insanlar aynı meseleye dikkat çekti.

Peki kaç köşe yazısı yazıldı? Ben görmedim. İşte benim itirazım tam olarak burada başlıyor.

Köşe yazarı dediğimiz insanın önüne muhabirin getirdiği haberi koyup iki paragraf yorumlaması yetmez.

Muhabir haberi bulacak, köşe yazarı da yalnızca yorumlayacaksa kusura bakmayın ama şehrin gündemini köşe yazarı belirlemiyor demektir.

Gündemi o haberi bulan muhabir belirliyordur.

Bir de kendisini sosyal medyada gazeteci olarak konumlandıranlar var.

Onlar ayrı bir dünya.

İnsanları iki cepheye ayırmak, bir tarafı alkışlayıp diğer tarafa saldırmak gazetecilik değildir.

Düne kadar AK Parti'yi göklere çıkaran bazı isimlerin bugün CHP'nin avukatlığına soyunduğu, YENİ Parti'ye ise düşman kesildiği günlerden geçiyoruz.

Yarın siyasi dengeler değişirse kimin hangi tarafa geçeceğini de artık kestiremiyoruz. Gazetecinin işi bir siyasi partinin taraftarlığını yapmak değildir.

Bilgi bulmaktır. Soru sormaktır. Kimsenin sormadığı soruyu sormaktır. Kimsenin bakmadığı yere bakmaktır.

Köşe yazarlığına gelince...

Bir gerçeği de kabul etmek gerekiyor.

Köşe yazıları artık eskisi kadar okunmuyor.

Özellikle internet haber sitelerinde güçlü bir köşe yazarı kültürü hiçbir zaman tam anlamıyla oluşmadı. Baskı gazeteler varlığını sürdürdükçe köşe yazarlığı da varlığını sürdürecektir. Fakat dijitalde okur, karşısına çıkan her yoruma zaman ayırmıyor.

Okura bir şey vermeniz gerekiyor. Bilgi vereceksiniz. Yeni bir ayrıntı vereceksiniz. Bir bağlantıyı ortaya çıkaracaksınız. Bir ihtimali göstereceksiniz.

Yoksa insanların kahvede zaten yaptığı siyasi tartışmanın biraz daha süslü halini yazmanın gazeteciliğe ne katkısı var?

Eskişehir'de 20 civarı muhabir var. Bu insanlar her gün 5-6 saatini haber toplamaya ayırıyor.

Belediyeye gidiyor. Sokağa çıkıyor. Esnafla konuşuyor. Siyasetçiyi arıyor. Oda başkanına soru soruyor. Röportaj yapıyor. Bir açıklamanın peşinden koşuyor.

Sonra o haber yayımlanıyor. Ertesi gün aynı konu köşe yazısına taşınıyor. Birkaç gün tartışılıyor.

Ardından çıkıp köşe yazarları tarafından sohbet ortamlarında "Bu şehrin gündemini biz belirliyoruz" deniliyor. Hayır. Bu şehrin gündemini siz belirlemiyorsunuz.

O haberi ilk bulan muhabir belirliyor. O soruyu ilk soran muhabir belirliyor. Kimsenin konuşmadığı kentsel dönüşüm kredisini gündeme taşıyan muhabir belirliyor.

Seyitgazi yolundaki problemi takip eden muhabir belirliyor. Eskişehir Demirspor'un derdini haber yapan muhabir belirliyor. Köşe yazarı ise bütün bunların üzerine yeni bir bilgi koyabiliyorsa değerlidir. Yeni bir pencere açabiliyorsa değerlidir. Okur yazının sonuna geldiğinde "Bunu bilmiyordum" diyebiliyorsa değerlidir.

Kimseye saygısızlık etmek istemem. Ama gerçek şu. Eskişehir'de muhabirler bu şehrin haber yükünü sırtlıyor, gündemin hammaddesini üretiyor ve karşılığında hak ettikleri saygının çok azını görüyor.

Sonra onların bulduğu haberlerin üzerine köşe yazılıyor ve şehrin gündemini köşe yazarlarının belirlediği anlatılıyor.

Ben buna katılmıyorum. Çünkü gündem, masada oturup gündemi yorumlayanın değil, o masaya haberi getirip bırakanın emeğiyle başlar. O kişi de çoğu zaman köşe yazarı değil, muhabirdir.