Kamuya, yani topluma ait olduğu kabul edilen ve halkın desteğiyle seçilip bu emanetlere yine halktan aldığı güçle sahip çıkması gerekenler, bugün bu sorumluluğun tam tersine hareket ediyor.

Bu anlayışın sonucu olarak arsa ve araziler, parası ve gücü olanlara pazarlanmak isteniyor. Oysa bu alanlar, halkın ortak değeri ve geleceği için korunması gereken varlıklar arasında yer alıyor.

Bu yaklaşımın en somut ve güncel örneklerinden biri, uzun yıllar Eskişehir’e hizmet eden eski devlet hastanesi arazisi. 1050 yatak kapasitesine sahip olan bu hastane, 1100 yataklı şehir hastanesinin yapılmasının ardından yıkıldı. Ancak aradan geçen sürede görüldü ki şehir hastanesi, artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalıyor. Eskişehir’in nüfusu sürekli artarak 1 milyona yaklaşmış durumda ve bu artış sağlık hizmetlerine olan talebi de ciddi biçimde yükseltiyor.

Uzun süredir vatandaşlar hem randevu almakta büyük zorluk yaşıyor hem de yatak sayısının yetersizliği nedeniyle mağdur ediliyor. Acil olmayan hastalar aylar sonrasına gün bulabiliyor, acil olanlar ise yeterli kapasite olmadığı için gerektiği gibi hizmet alamıyor. Bu durum, sağlık sisteminin yükü taşıyamadığını açıkça gösteriyor.

İki yılı aşkın süredir eski devlet hastanesinin bulunduğu alana yeni bir devlet hastanesi yapılacağı ifade ediliyordu. Bu beklenti, Eskişehir halkı için önemli bir umut olmuştu. Ancak Resmi Gazete’de yayımlanan kararla bu alanın özelleştirme kapsamına alınması, verilen sözlerin aksine bir tablo ortaya çıkardı. Bu karar, sağlık gibi hayati bir alanda kamusal faydanın değil farklı önceliklerin gözetildiğini düşündürüyor.

Yıllardır karşı çıkılan kamu mallarının satışı politikası, sınırlı sayıda sermaye grubuna kazanç sağlarken halkın yaşamına olumlu bir katkı sunmadı. Aksine, bu satışlar kamu hizmetlerinin zayıflamasına ve vatandaşın daha fazla zorluk yaşamasına neden oldu. Devlet hastanesine ait bu arazinin satılması da benzer şekilde Eskişehir halkı için ciddi bir kayıp anlamına geliyor.

Bir yandan 750 yataklı yeni bir devlet hastanesi yapılacağı söylenirken, diğer yandan mevcut arazinin satışa çıkarılması büyük bir çelişki oluşturuyor. Bu durum, Eskişehirlilerin sağlığıyla ilgili verilen sözlerin ne kadar güvenilir olduğu konusunda soru işaretleri yaratıyor. Sağlık gibi temel bir hakkın bu şekilde belirsizliğe bırakılması kabul edilebilir değil.

Özellikle tıp fakültesinin yenilenmesi ya da güçlendirilmesinin gündemde olduğu bir dönemde, bu alana yapılacak bir devlet hastanesi hem şehir hastanesinin yükünü hafifletebilir hem de eğitim ve araştırma açısından önemli bir katkı sağlayabilir. Böyle bir planlama ile sağlık hizmetlerinin kalitesi artırılabilir ve daha fazla vatandaşa erişim imkanı sunulabilir.

Bugün tıp fakültesi ve şehir hastanesindeki yatak kapasitesi yetersiz kaldığı için birçok hasta hastaneye yatması gerekirken yatırılamıyor. Özel hastanelerdeki yüksek ücretler ise dar gelirli vatandaşlar için büyük bir engel oluşturuyor. Bu nedenle binlerce insan çaresiz şekilde tedavi olmayı bekliyor.

Tüm bu nedenlerle, yıkılan devlet hastanesine ait olan bu arsanın satış listesinden derhal çıkarılması ve en kısa sürede yeniden kamu yararına kullanılacak şekilde değerlendirilmesi gerekiyor.