Talat Yalaz’ı milletvekili yapmaya kafaya koymuşların yeni oyunu da “Depremzedeler için toplanan paralar nerede?” muhabbeti oldu.

Madem konu yeniden açıldı, gelin 7 Şubat gecesine dönelim.

Geçen sene şubat ayı...

CHP Eskişehir İl Başkanlığı tarafından 7 Şubat 2026 tarihinde bir eğlence gecesi düzenlenecekti. Ancak tarihin 6 Şubat depremlerinin yıl dönümüne denk gelmesi nedeniyle özellikle Koca Çınarlar oluşumundan tepki geldi. Kamuoyunda da doğal olarak “Böyle bir tarihte eğlence gecesi olur mu?” tartışması başladı.

Eleştirilere rağmen gecenin tarihi değiştirilmedi.

Fakat söylem değişti.

Gecede toplanan bağışların depremzede vatandaşlarımıza ulaştırılacağı ifade edildi.

Sonra gece gerçekleştirildi.

Basına kapalı.

Biz gazeteciler içeride değildik. Dolayısıyla Talat Yalaz ne söyledi, Ayşe Ünlüce ne söyledi, Kazım Kurt ne söyledi, Ahmet Ataç ne söyledi bilmiyorduk.

Bağış yapıldı mı?

Kim yaptı?

Ne kadar toplandı?

Bunları da bilmiyorduk.

Eskişehir yerel basını böyle bir organizasyonu görmezden gelse bu defa vatandaşların “Neden haber yapmadınız?” eleştirisiyle karşılaşacaktı. Organizasyon basına kapalı olduğu için geriye belediye başkanlarının sosyal medya hesaplarından yapılacak paylaşımları beklemek kalıyordu.

Gece bitti.

İlk paylaşımlardan biri Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’den geldi.

Ardından Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt paylaşım yaptı:

Son olarak Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç da açıklama yaptı. Hepsi arşivde duruyor.

Şimdi bu üç açıklamayı değerlendirelim. Benzerliği görmek için gazeteci olmaya gerek yok.

Üç paylaşım da neredeyse aynı giriş kalıbıyla başlıyor.

Üçünün merkezinde birlik ve dayanışma var.

Üçünde de depremzedeler var.

Üçünün sonunda da Talat Yalaz özellikle anılıyor ve emeği geçenlere teşekkür ediliyor.

Kelimeler değişiyor ama anlatının sıralaması değişmiyor. Etkinliğe katılım. Birlik ve dayanışma. Depremzedelere yardım. Talat Yalaz’a ve emeği geçenlere teşekkür.

Biz Gzt26.com ve Net26.com.tr olarak basına kapalı organizasyonların haberlerini yapmıyoruz.

Ancak Eskişehir’deki diğer haber sitelerinin ve yerel basının belediye başkanlarının bu açıklamalarını esas alarak geceyi haberleştirmesi son derece doğal.

Çünkü ellerindeki bilgi buydu.

Üstelik üç belediye başkanı da paylaşımlarında depremzedeleri özellikle vurguluyordu.

Gazeteci ne yapacak?

Basına kapalı salonda bulunmadığına göre kamuoyuna yapılan açıklamayı esas alacak.

Buraya kadar tamam.

Şimdi gelelim asıl meseleye.

Bu gece, 6 Şubat depremlerinin ardından depremzedelere yardım toplamak amacıyla planlanmış bir organizasyon değildi.

Tartışmanın başlangıç noktası zaten buydu.

Organizasyonun tarihi nedeniyle Koca Çınarlar tepki gösterdi. Eleştiriler büyüyünce deprem bölgesine yardım söylemi gündeme geldi.

Peki o gece depremzedeler adına ayrıca para toplandı mı?

Benim ulaştığım bilgilerde, gecede “depremzedelere bağış” adı altında para verdiğini söyleyen bir kişiye rastlamadım.

Katılım ücretini ödeyenler var.

Yeme içme var.

Organizasyonun kendi mali yapısı var.

Ama “Ben o gece depremzedeler için şu kadar lira bağış yaptım” diyen bir kişiye ben denk gelmedim.

Zaten yardım toplama işi öyle kafanıza göre yapabileceğiniz bir iş de değildir. Mevzuatı vardır, izin süreçleri vardır. Talat Yalaz da hukukçu. Bunları herkesten iyi bilecek isimlerden biri.

Bize gazetecilere sürekli bilgi gelir.

O geceye ilişkin bize ulaşan anlatımlarda da deprem meselesinin organizasyonun merkezinde olmadığı, ağırlıklı olarak CHP içerisindeki birlik ve dayanışmanın konuşulduğu ifade edildi.

İnsanlar yemeklerini yemiş, sohbetlerini etmiş, eğlenmiş ve gece tamamlanmış.

Buradaki asıl gariplik ne? Belediye başkanlarının paylaşımlarında oluşan algı.

Çünkü paylaşımları okuyan sıradan bir vatandaşın, o gece depremzedeler için bağış toplandığını düşünmesi gayet normal.

Ayşe Ünlüce açıkça “toplanan bağışların depremzede vatandaşlarımıza ulaştırılacak olması” diyor.

Ahmet Ataç, “Bu anlamlı gecede toplanan bağışların, depremden etkilenen vatandaşlarımızın yaralarını bir nebze olsun saracak olması” diyor.

Kazım Kurt da depremden etkilenen yurttaşlar için büyüyen dayanışmadan söz ediyor.

Şimdi aylar sonra çıkıp “Depremzedeler için toplanan paralar nerede?” diye sorulduğunda önce şu sorunun cevabını vermek gerekiyor:

Depremzedeler için gerçekten para toplandı mı?

Bu noktada YENİ Parti Eskişehir İl Saymanı Server Kılınç’ın açıklaması tartışmanın en önemli bölümünü oluşturuyor.

Server Kılınç diyor ki:

“Gecemizde depremzedelere yardım adı altında katılımcılardan herhangi bir ücret ne talep edilmiş ne de toplanmıştır. Yani bir kişi dahi depremzedelere bağış adı altında bir ödeme yapmamıştır. Nitekim gecede yaptığı konuşmada İl Başkanımız Talat Yalaz da konuyu açık biçimde ortaya koymuş, örgütsel faaliyetler için ayrılan bütçenin dışında yeterli miktarda gelir elde edilmesi hâlinde deprem bölgesine ayrıca destek olunacağını ifade etmiştir.”

Bundan daha açık nasıl anlatılabilir?

Depremzedelere bağış adı altında para toplanmadığı söyleniyor.

Yeterli gelir elde edilmesi hâlinde deprem bölgesine destek olunacağı ifade edilmiş.

İkisi aynı şey değil.

“Depremzedeler için bağış topluyoruz” demek başka şeydir.

“Organizasyondan yeterli gelir kalırsa deprem bölgesine destek vereceğiz” demek başka şeydir.

Dolayısıyla ortada depremzedeler adına toplanmış bir bağış yoksa, “Depremzedeler için toplanan paralar nerede?” sorusunun zemini de baştan tartışmalı hâle geliyor.

Gelelim CHP Eskişehir İl Başkanı Volkan Enver Kılıç’ın açıklamalarına.

Kendisiyle henüz tanışmadık. İnşallah bir gün basın mensuplarını davet eder de tanışırız.

7 Şubat 2026 tarihinde parti hesabına üç aşamada gelen toplam 150 bin liranın ne olduğunu ben bilemem.

Onu Talat Yalaz açıklar.

Bu üç ödemenin söz konusu gece için yapılıp yapılmadığını da bilmiyorum.

Kim göndermiş?

Banka açıklamasında ne yazıyor?

Hangi amaçla gönderilmiş?

Organizasyonla bağlantısı var mı?

Bunların açıklanması gerekiyor.

Volkan Enver Kılıç’ın elinde bunları ortaya koyabilecek bilgi ve belge varsa kamuoyuyla paylaşması meseleyi zaten büyük ölçüde bitirir.

Bir de organizasyon için 98 bin lira ödeme yapıldığını söylüyor.

Olabilir.

Bir organizasyon yapıyorsanız bunun masrafının olması dünyanın en normal şeyi.

Salon, yemek, hizmet ve diğer giderler varsa bunların bedeli olacaktır.

Burada yasa dışı bir işlem bulunduğunu düşünen kişinin yapması gereken de bellidir.

Elindeki bilgi ve belgelerle suç duyurusunda bulunur.

Ben şu ana kadar ortaya konulan bilgiler içerisinde doğrudan suç unsuru olduğunu söyleyebileceğim bir şeye rastlamadım.

Ama başka bir problem görüyorum.

İletişim problemi.

7 Şubat gecesinden sonra yapılan paylaşımlarla bugün yapılan açıklamalar yan yana getirildiğinde vatandaşın kafasının karışması son derece normal.

Çünkü o gün kullanılan dil, depremzedeler için bağış toplanmış izlenimi oluşturuyordu.

Bugün ise “Depremzedelere yardım adı altında tek kuruş toplanmadı” deniliyor.

O zaman yapılması gereken çok basit.

7 Şubat gecesinin hesabını açık şekilde ortaya koyun.

150 bin lira kimlerden geldi?

Hangi açıklamayla geldi?

Gecenin toplam geliri neydi?

98 bin liralık gider hangi kalemlerden oluştu?

Geriye ne kaldı?

Deprem bölgesine herhangi bir ödeme yapıldı mı?

Yapıldıysa ne kadar ve nereye?

Yapılmadıysa neden yapılmadı?

Bunların hepsi belgelerle açıklanır, konu kapanır.

Fakat elde belge olmadan “Depremzedelerin parası nerede?” diyerek siyasi hikâye yazmaya çalışmak da başka bir şey.

Hele bu tartışmayı Talat Yalaz üzerinden yaklaşan siyasi hesaplaşmaların malzemesine çevirmek çok daha başka bir şey.

Benim gördüğüm tablo şu. 7 Şubat gecesi depremzedeler için düzenlenmiş bir yardım gecesi değildi.

Tarih nedeniyle gelen tepkilerden sonra deprem bölgesine destek söylemi organizasyonun üzerine eklendi.

Belediye başkanlarının sosyal medya paylaşımları ise kamuoyunda depremzedeler için bağış toplandığı algısını güçlendirdi.

Şimdi de o gün oluşan bu algı üzerinden “Para nerede?” tartışması yürütülüyor.

Oysa önce sorulması gereken soru başka:

Hangi para?

Depremzedeler adına kimden, ne kadar para toplandı?

Bunu ortaya koymadan kayıp para hikâyesi yazılmaz.

150 bin liranın ne olduğu ayrıca sorulur.

98 bin liranın neye harcandığı ayrıca sorulur.

Parti hesabındaki para hareketleri ayrıca sorgulanır.

Bunların hepsi gazeteciliğin konusudur.

Ama olmayan bir depremzede bağışını önce varmış gibi kabul edip sonra da “Nereye gitti?” diye sormak gazetecilik değildir.

Talat Yalaz’ın da yapması gereken aslında zor değil. Çıkar, rakamları ve belgeleri ortaya koyar.

“Şu kadar para geldi, şu kadar harcandı, şu kadarı kaldı, deprem bölgesine şu kadar gönderildi veya gönderilmedi” der. Böylece herkes önüne bakar.

Çünkü siyasette de gazetecilikte de hesabı kapatmanın en eski ve en sağlam yöntemi hâlâ aynıdır.

Belgeyi masaya koyarsınız. Gerisini kamuoyu değerlendirir.